Tasavvuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tasavvuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2011

Mevlâna'dan


Dediler ki; gözden uzak olan gönülden ırak olur...
Dedim ki; gönüle giren sevgili gözden uzak olsa ne yazar?

16 Ocak 2011

Mevlâna'dan

"Aşkına dalmışım ben, nasihat neye yarar..?
Zehir içmişim ben, şeker neye yarar..?
Benim için: "Ayağına zincir vurunuz!" diyorlar..
Divane olan gönüldür, ayağıma zincir vurmak neye yarar..?"

24 Kasım 2010

Mevlâna'dan


"At night, I open the window
and ask the moon to come
and press its face against mine.
Breathe into me.
Close the language-door
and open the love-window.
The moon won't use the door,
only the window."

23 Kasım 2010

"Fīhi mā fīhi."

"Our purpose here was to draw a comparison. It is not a matter of atoms, or Adam. Similarity is one thing, comparison is another. Although our mind cannot comprehend that reality, yet how can mind abandon the effort? If our reason gave up the struggle, it would no longer be reason. Reason is that thing that perpetually, night and day,  is restless while thinking and struggling, striving to comprehend, even though God is unknowable and incomprehensible."

17 Kasım 2010

Mevlâna'dan

"Leylâ değilim dost,
lâkin çağırırsan çöllere gelirim..
Sana yalan halde gelmem,
toplarım özümü yalın halde gelirim..
Kapıyı çaldığımda kim o dersen,
ben olmam kapında sen olur gelirim..
Sen gel de yeter ki,
yola yük olmam,
yol olur gelirim.."

9 Kasım 2010

Mevlâna'dan

"Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim..
Önce duruyorum, sonra susuyorum..
İçimden çıkan lafların,
etrafı yangın yerine çevireceğini düşündükçe
kilit vuruyorum dilime..

Yan diyorum içime,
sadece sen yan..

Ve dayan diyorum gönlüme,
herkes mutlu olsun..

Sen dayan.."

Yeter ki sen dayan !

11 Eylül 2010

Mevlana'dan

‎"Sen benim gönlümde oldukça, Yemende de olsan benim yanımdasın..
ama gönlümde değilsen, yanımda olsan da Yemende sayılırsın..."

Mevlana

24 Ağustos 2010

Mevlâna'dan

"Özlenen Mevlâ ise, gönül özünde; Mahkum etme gözyaşını, salıver gitsin .
Özleten Leylâ ise, dünya yüzünde; Mahrum etme genç yaşını, siliver gitsin.."

Ne güzel inciler döktürmüş,
âh, bir de o kadar kolay olsaydı keşke!

12 Ağustos 2010

Mevlâna'dan


Diyorsun ki! Aşık oldum, "Yalan"
Aşk ile yanmadan gelme kapıma...
Diyorsun ki: Yanıyorum,
tamam ama "kül" olmadan gelme kapıma..

7 Ağustos 2010

Mevlâna'dan

‎"Bizi bizden başkası zaten ayıramazdı,
bize bunu bizden başkası yapamazdı.
Ah be sevgili hamdım belki, ama piştim, yandım.
Zaten beni senden başkası yakamazdı..."

Mevlâna

1 Ağustos 2010

La Tahzen Innallahe Meana









"Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü. Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi? Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır."

İnşirah
"Daralan yüreğimizı açan bir sure.."


* "La Tahzen Innallahe Meana" ; Üzülme, şüphesiz Allah (cc) bizimledir!

20 Temmuz 2010

Mevlâna'dan

"Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim
Olur ya kalp durur, akıl unutur...
Ben dostlarımı ruhumla severim
O ne durur ne unutur..."

Mevlâna'dan

Akıl der ki: “Ben onu dil dökerek, meth ü sena ederek kandırırım.”
Aşk der ki: “Sen sus, ben onu uğrunda can vererek aldatırım.”

Mevlâna

21 Haziran 2010

Happiness laughed in my ear

Sorrow looted this heart, and Your Love threw it to the winds.
This is how the secret which saints and seers were denied
was whispered to me.

Abu Said Abil Kheir

****************************

Love came and emptied me of self,
every vein and every pore,
made into a container to be filled by the Beloved.
Of me, only a name is left,
the rest is You my Friend, my Beloved.

Abu Said Abil Kheir

10 Haziran 2010

Sevgiliye

Sevgiliye, "gel" dedim. O öfke ile bana baktı. Ben "bu öfkeli bakışın, gönülden değildir. Bu bir hiledir Benden ne diye kaçıyorsun, burada korktuğun bir şey mi var?" dedim. Sen aşk yolunda ölmüş bir varlıksın. Bir ölüde utanmak duygusu, şundan bundan, arlanma kaygusu olur mu?

9 Haziran 2010

Hayyam'dan

Eyvah ki; aşksız gönül dinden sayılmaz!
Yanmazsa aşkla o, gönülden sayılmaz!
Sevmeden geçirdiğin bir günün varsa;
O gün boşa geçmiştir, günden sayılmaz!

Ömer Hayyam

8 Haziran 2010

Mevlâna'dan; Mesnevi

''Sen kendi varlığından yok ol, çünkü senin varlığından beter bir cinayet yoktur.''

Mevlana C.Rumi -
Divân-ı Kebir 499


''Benim maddi varlığım da, şu görünen şeklini alıncaya kadar çeşitli merhalelerden geçti. Ben de cansız varlıktan öldüm, boy atıp gelişen bitki oldum. Bitki iken öldüm, hayvan şekli ile baş gösterdim.
Hayvanlıktan da öldüm, insan oldum. Artık ölüp azalmaktan, noksan düşmekten ne diye korkayım?
Bir daha hamle edeyim de, insan iken öleyim, böylece de melekler alemine dahil olayım.
Melek olduktan sonra da, benim için meleklik aleminden de geçmek, kurtulmak, ötelere gitmek gerekiyor.Çünkü Allah'tan başka herşey yok olup, gitmektedir.
Bir kere de meleklikten öleyim, kurban olayım da vehim ve hayale gelmeyen bir şey olayım.
Şu maddi varlıktan kurtulur, yok olur, 'Allah'ta yok olmak' mertebesine ererim ki, yokluk erganûnu gibi, 'Gerçekten de biz dönüp ona varanlardanız.' derim.
Herkesin bildiği ve ne olduğu hakkındaki fikirlerin birleştiği 'ölüm' karanlıkta gizlenmiş âb-ı hayattır.
Nilüfer çiçeği gibi git bu hayal ırmağında yetiş, susuzluk hastalığına tutulmuş kişi gibi haris ol, iştiha ile suyu yani ölümü ara.
Su, susuzluk hastasının ölümü olduğu halde o, su arar ve sabredemez, içer. Doğruyu hakikati bilen ancak Allah'tır.
Ey ayıp ve ar hırkasına bürünmüş, dönmüş aşık; sen can korkusu ile canandan, sevgiliden kaçıyorsun.
Ey korkaklığından kadınların bile utandığı kişi! Gerçek sevgilinin kılıcına doğru yüzbinlerce ruh, el çırparak koşmaktadır.
Sonsuz olan hayat nehrini görünce, kâsedeki suyu, yani şu fâni ömrünü, nehre kat, su hiç nehirden kaçar mı?
Kâsedeki su, nehir suyuna karışınca, orada kendi varlığından kurtulur da, nehir suyu olur.
Böyle olunca, o kâsedeki suyun vasfı, sıfatı yok olur da, zâtı kalır, artık bundan sonra o ne eksilir, ne kirlenir, ne de kokar.''

Mevlana C.Rumi
Mesnevi

7 Haziran 2010

Rubâî

Senin aşkın neden böyle hikmet sahibi, üstaddır? Sevgin ve şefkatin neden böyle sağlam ve sarsılmaz bir halde? Aşk, eğer hoş ve güzel değilse, neden onun üstüne böyle titriyorum? nedendir? Eğer Aşk, hoşsa, güzelse, bu feryadlar, neden?

6 Haziran 2010

Mevlâna'dan

Uyku geldi, göze girmek istedi, fakat gözde yer bulamadı. Çünkü, göz, senin sevdan yüzünden ateşler içinde kalmış, yaşlarla dolmuştu. Göze giremeyen uyku, bu kez gönle doğru gitti. Cıva gibi yerinde dura­mayan, kararsız bir gönül buldu, sonra o, tene doğru yol aldı, oraya yerleşmek istedi, orayı da harab, hem de çok harab gördü.

3 Haziran 2010

I Am and I Am Not

I’m drenched
in the flood
which has yet to come

I’m tied up
in the prison
which has yet to exist

Not having played
the game of chess
I’m already the checkmate

Not having tasted
a single cup of your wine
I’m already drunk

Not having entered
the battlefield

I’m already wounded and slain

I no longer
know the difference
between image and reality

Like the shadow
I am

And

I am not

Rumi