Deep sormuş, 'En sevdiğiniz, unutamadığınız, defalarca okuduğunuz veya hayatınızı değiştiren ilk 3 kitap hangisidir ?' diye ..
Dedim ki, sıralamam dönem dönem değişse bile, favorit sıralamam aşağıda ki gibi.
Tabii zamanla değişeceği aşikar ......
1. Cemil Meriç - Zihnimi zorlayan yazar.
Meriç ile '
Ben "Avrupalı" mıyım ?' yazısı ile tanıştım. Zamanla unuttum çünkü kelimeleri bana cok ağır geliyordu ve zihnimi inanılmaz derecede zorluyordu. Cok uzun zaman olmadı, bir arkadaşım bana Meriç'in
'bu ülke' adlı kitabını hediye edince yeniden kendimi onun dünyasında buldum. Yine ağır gelmişti, sindirememiş ve onu birdaha terk etmek zorunda kalmıştım. Ancak yeni bir tavisye üzerine kendimi tekrar onun
'jurnal' adlı eserini okur iken buldum. Ve zamanla Meriç ile çok geç tanıştığım kanaatine vardım. Favorim olan
'jurnal' ile keşke yıllar önce tanışsaydım.
* Türk edebiyatı ile maalesef çok geç tanıştım, ve bunu çok büyük bir kayıp ve eksiklik olarak gorüyor ve hissediyorum ..
2. Gordimer ve Coetzee ikilisi - Tarzları birbiri ile paralel ilişki içerisinde olan Güney Afrikalı yazarlar.
Tezim için klasik Ingiliz edebiyati dışında yazarlar bulup onlar üzerinde bir arastırma yapmam gerekmişti. Bunun üzerine farklı ülkelerin literatürlerini araştırıp, değişik bakış açıları geliştirmem gerekiyordu. Ilk etapta Maori yazarı Witi Ihimaera ile tanıştım. Ancak başkası benden önce davranmıştı, eh haliyle benimde kısmetimi (mecburen) başka yerlerde aramam gerekmişti.
Nette aval aval sörf ederken (sparknotes'da) Gordimer'in
'July's People' kitap özeti ilgimi cekmişti. Onunla tanışmam da bu şekilde oldu.
Gordimer'in kitabı
'July's People' bende derin etki yarattı ki, devamını araştırdım ve nihayetinde kedimi Coetzee'nin
'Disgrace' adlı eserini didiklerken buldum.
Her iki yazarın satır aralarında çok bilindik ve tanıdık tınılar bulmuş, ve ne hikmetse kendi kulturumuz ile asosiye etmiştim. Ondan sonrası da zaten hep geldi ve diğer eserlerinide nacizane kütüphaneme ekledim.
(blog'da kitapların özetleri bulunmaktadır)
3. Oscar Wilde - Vazgeçilmezim, romantikam.
Diğerlerinin aksine Wilde ile çok erken yaşlarda tanıştım. Ingiliz edebiyatına olan tutkum da zaten orta okul yıllarıma yani çook eskiye dayanır, ki sebebini hala bilmiyorum. Sanırım Shakespeare'den kaynaklanan bir şey bu. Severim keretayı.
Her neyse, Wilde benim icin çok farklı bir yerde, kelimeleri çok farklı bir dimensi (boyut?) taşıyor, öyküleri insani uzaklara sürüklüyor. Romantiküs değilim, ancak Wilde beni zaman zaman o noktaya sürükleye bilen ender yazarlardan biridir ..
'A dreamer is one who can only find his way by moonlight, and his punishment is that he sees the dawn before the rest of the world.'