Music etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Music etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2012

'hadi, sırtımdan öp beni ...'



dedi ki,
ne olur sanki bir sabah yanıma gelsen,
ücralarımda dönüp dolaşsan ..
o kaphe şarkılar gibi içime dolsan,
ruhumu ruh'un ile doyursan ne olur sanki..

dedim ki,
ve gözlerini kapattığında,
alıp götüreceğim seni ..  
uzaklara gideceğiz,
 gideceğiz uç noktalara .. 
ve karışacaksın sigaramın dumanına ..

8 Ocak 2012

'şimdi sana yakışan mevsimdir sükut ..'

kıskanıyor insan bazen,
basıp gidenleri ..


gitmelerin hepsi boşuna
Tanrı şeytanı kovmasına rağmen
O'nun ki hâlâ

..

bugün kabak tatlısı/nı yaktım

30 Ağustos 2011

Buika - Ateşin Kızı


Yaklaşık bir aydır bu CD'yi dinliyorum, daha doğrusu takıldım. Hani derler ya inceden insanın ruhunu okuşuyor diye, bu CD adeta insanın canına okuyor ! şiddetle tavsiye derim ..

Buika Kimdir ?


1972 yılında Mayorka adasının Palma şehrinde dünyaya geldi. Mayorka’da birçok sanatçıyla iş yapan Buika, 2000 yılında Las Vegas’a geldikten sonra keşfedildi. Madrid’e dönen ve ilk albümünü kaydeden şarkıcı, kendine özgü bir tarz yakalamayı başardı.

İkinci albümü Javier Limon’un prodüksiyonunu yaptığı ikinci albümü, “MI NIÑA LOLA”, İspanyol Müzik Ödülleri’nde, En İyi Prodüksiyon ve En İyi İspanyolca Albüm dallarındaki ödüllerini kucakladı ve birçok festivalde eleştirmenler tarafından göklere çıkartılarak geri döndü.

Buika üçüncü albümü "Niña de Fuego"; Geleneksel copla şarkılarını tekrar ziyaret etti ve ilk kez kendi kaleminden çıkan şarkılara yer verdiği bir albüm yaptı.

Flamenko, caz ve rumba ritimlerini harmanlayarak yaptığı müzikle dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip olan, çağdaş dünya müziğine kendi imzasını atan İspanyol şarkıcı Buika, Kübalı caz piyanisti ve ünlü besteci Chucho Valdez ve dörtlüsüyle canlı kaydettiği yeni albümünün dünya turnesi kapsamında 19 Temmuz 2010 İzmirliler'e unutulmaz bir gece yaşatan İspanyol aşk şarkılarının efsane sesi Buika, 20 Temmuz 2010 akşamı 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nde sahne aldı.

“El Último Trago” adını verdiği son albümünde Buika ünlü Meksikalı efsane şarkıcı Chavela Vargas’ın 90. doğum gününü kutluyor. Albüm Vargas’ın en güzel şarkılarını Buika yorumuyla dinlemenin eşsiz keyfini dinleyicilerle paylaşıyor.

İspanya’nın Grammy’si olan “Premio de la Música” ödülü sahibi Buika’nın New York konseri The New York Times eleştirmeni Jon Pareless tarafından “Mucizeden başka bir şey değil” şeklinde değerlendirmişti. Gitar, piyano, bas ve çello gibi birçok enstrümanı da çalabilen şarkıcı için sahne, kendisi ve izleyiciyle derin bir bağ kurabildiği bir mekân olduğu için önem taşıyor.

alıntı

20 Temmuz 2011

La llorona



kadın
can demek
canan demek

kadın
aşk demek
sevda demek

kadın
yar demek
yaren demek

kadın
erkeğin iki dudağı arasına sıkıştırdığı hecesi
severse
cehennemi,
cenneti demek

kadının dudakları araf,
parmak uçları,
dehlizlerin bile kıskanacağı derinlik demek
 
kadın
erkeğin arınamadığı,
içinden çıkamadığı tutku demek

kadın
erkeğin çözemediği bilmecesi,
dilinde vazgeçemediği türkü,
imkansızı demek
..
kadın
erkeğin başının belası
dünyası demek !

3 Temmuz 2011

meleklerin izini taşıyorsun


bir yerden aşağı, çok aşağı düştüm ..

27 Haziran 2011

günbatımı


ruhum bu şehrin gürültüsüne sağır ve dilsiz
boşluğ(un)a düşmeden gel
melodimi yitirmeden gel
tut elimi
hangi dans olursa olsun
yönlendir beni
varsın yanlış olsun
ama seninle olsun

26 Haziran 2011

mim 8

Deep sormuş, 'En sevdiğiniz, unutamadığınız, defalarca okuduğunuz veya hayatınızı değiştiren ilk 3 kitap hangisidir ?' diye ..

Dedim ki, sıralamam dönem dönem değişse bile, favorit sıralamam aşağıda ki gibi.
Tabii zamanla  değişeceği aşikar ......


1. Cemil Meriç - Zihnimi zorlayan yazar. 

Meriç ile 'Ben "Avrupalı" mıyım ?' yazısı ile tanıştım. Zamanla unuttum çünkü kelimeleri bana cok ağır geliyordu ve zihnimi inanılmaz derecede zorluyordu. Cok uzun zaman olmadı, bir arkadaşım bana Meriç'in 'bu ülke' adlı kitabını hediye edince yeniden kendimi onun dünyasında buldum. Yine ağır gelmişti, sindirememiş ve onu birdaha terk etmek zorunda kalmıştım. Ancak yeni bir tavisye üzerine kendimi tekrar onun 'jurnal' adlı eserini okur iken buldum. Ve zamanla Meriç ile çok geç tanıştığım kanaatine vardım. Favorim olan 'jurnal' ile keşke yıllar önce tanışsaydım.

* Türk edebiyatı ile maalesef çok geç tanıştım, ve bunu çok büyük bir kayıp ve eksiklik olarak gorüyor ve hissediyorum ..

2. Gordimer ve Coetzee ikilisi - Tarzları birbiri ile paralel ilişki içerisinde olan Güney Afrikalı yazarlar.

Tezim için klasik Ingiliz edebiyati dışında yazarlar bulup onlar üzerinde bir arastırma yapmam gerekmişti. Bunun üzerine farklı ülkelerin literatürlerini araştırıp, değişik bakış açıları geliştirmem gerekiyordu. Ilk etapta Maori yazarı Witi Ihimaera ile tanıştım. Ancak başkası benden önce davranmıştı, eh haliyle benimde kısmetimi (mecburen) başka yerlerde aramam gerekmişti.
Nette aval aval sörf ederken (sparknotes'da) Gordimer'in 'July's People' kitap özeti ilgimi cekmişti. Onunla tanışmam da bu şekilde oldu.
Gordimer'in kitabı 'July's People' bende derin etki yarattı ki, devamını araştırdım ve nihayetinde kedimi Coetzee'nin 'Disgrace' adlı eserini didiklerken buldum.

Her iki yazarın satır aralarında çok bilindik ve tanıdık tınılar bulmuş, ve ne hikmetse kendi kulturumuz ile asosiye etmiştim. Ondan sonrası da zaten hep geldi ve diğer eserlerinide nacizane kütüphaneme ekledim.

(blog'da kitapların özetleri bulunmaktadır)

3. Oscar Wilde - Vazgeçilmezim, romantikam.

Diğerlerinin aksine Wilde ile çok erken yaşlarda tanıştım. Ingiliz edebiyatına olan tutkum da zaten orta okul yıllarıma yani çook eskiye dayanır, ki sebebini hala bilmiyorum. Sanırım Shakespeare'den kaynaklanan bir şey bu. Severim keretayı.
Her neyse, Wilde benim icin çok farklı bir yerde, kelimeleri çok farklı bir dimensi (boyut?) taşıyor, öyküleri insani uzaklara sürüklüyor. Romantiküs değilim, ancak Wilde beni zaman zaman o noktaya sürükleye bilen ender yazarlardan biridir ..

'A dreamer is one who can only find his way by moonlight, and his punishment is that he sees the dawn before the rest of the world.'

22 Haziran 2011

Ümmü Gülsüm - Şark Yıldızı

"Giden yardan geriye kalan hatıralar;
Ey gönlüm aşk nereye gitti? bunu sorma artık
Herşey bir avuntuydu uçtu ve gitti...
Gözyaslarım aktıkça bana su ver,
Ve ben o hatıralar üzerine içeyim..."


'Seslerin en güzeli, Arap müziğinin primadonnası, Mısır’ın dördüncü piramidi, Nil’in ölmeyen sesi seslerin ölmeyen Nil’i, umm ul huzuun (hüzünlerin anası), delta bülbülü, Mısır’ın yüzü ve sesi, qawqab al shark (Şark Yıldızı), halkın sadece as sett (hanım) diyerek içlerindeki saygıyı gösterecek bilebildikleri en kibar sözcükle onurlandırdıkları Ümmü Gülsüm…

Yüzyıllar boyunca şiire ve müziğe düşkünlükleri ile bilinen Arapların geçtiğimiz yüzyıla unutulmaz damgasını vuran tartışmasız en büyük sesi. Zamanın sadece radyolarla kaplandığı eskide kalmış dünyanın sihirli insanı … 1975’de öldüğünde Kahire caddelerini dolduran milyonlarca kişinin gözyaşlarında saklı hüzünlerin karşılığı; Ümmü Gülsüm ..'

Biografi

Ümmü Gülsüm

*
Uzun zamandır dinlemeyi ihmal etmiştim. Nasılda özlemişim bu enfes sesin eşliğinde melankolilerde kaybolmayı.Hüzünlü değilim, bir tuhaf esinti sadece. Belkide üst üste yapılacak yolculuklardan dolayı kaynaklanıyor, belkide sadece ruhumu besliyorum. Ikiside olabilir. Hangisi daha ağır basıyor bilmiyorum, ancak bildiğim tek şey; bugün bu diva ile yola koyulacağım, bugün onun tınısında kaybolacağım ..

Döndüğümde bana kim eşlik eder bilemem, ancak sizi şimdilik bu enfes ses ile baş başa bırakıyorum ..

*
Müthiş ses, müthiş yorum/cu. Özellikle 4/4 beni benden alıyor, dinleyince kendimden geçiyorum.

17 Haziran 2011

beautiful tango


Beautiful stranger, don't want to know your name
Beautiful stranger, just want to take your hand
How sweet it can be, if you make me dance
How long will it last, baby if we dance ?


13 Haziran 2011

just one dance


".. in just one dance I'll make your dreams come true .."

çok mu ?

çok şey istemiyorum hayattan, vallahi bak ..
bir tutam nefes
bir tutam huzur
...
çok değil ki ..


bu essiz manzaraya doğru göz kapaklarımı kapatıp,
yeni serüvenlere yelken açmak istiyorum ..
kitaplarda, masallarda, melodilerde can bulmak istiyorum ..
...
öyle işte

12 Haziran 2011

Sarah Vaughan, voice from heaven

Bugün de bu güzel şarkı  ile uyandırılmak varmış.
Tabii bu olayın yeğen hiyerarşi çerçevesinde, sabaha karşı yangın var dostlarr gibi cereyan etmesi de takdire şayan .. Sempatik yeğen şarkıyı dinlerken beni hatırlamış .. çok şeker, ama yinede, yani şimdilik elime geçmesin yeter ..

bu da başka hoş vaughan

7 Haziran 2011

hiç

bu gönül yorgun,
içinden süvariler geçiyor ..

6 Haziran 2011

dudaklarım sızlıyor ..

hüznüm ağlıyor ..
..
bu mümkün mü ?

3 Haziran 2011

öyle işte ..

Bazen ilk kez dinlediğim bir şarkı belimi tamamen bükebiliyor ..
Bu kez beni farklı yerlere götüren, ruhumu okşayan  Sophie Zelmani - Stay With My Heart ..

Söyle, seninde belini büken şarkı/n var mı ?

2 Haziran 2011

Nouvelle Vague, Güzel Insan ..

Bugün bana eşlik eden dost ..
Bugün bana iyi gelen dost ..


Who am I to disagree ?

22 Mart 2011

Telgrafçı Akif

"Hüzünlü bir Harput türküsü, Saçlızade Hacı Vehbi Efendi söylemiş.
Bu gece dilime dolandı...
Bir notası da Lô - Lâ 'ya..." dedi

o türkü

teşekkür etti/m